Nar tarih boyunca önem verilmiş lezzetli bir meyvedir. Akdeniz bölgesinde antik çağlardan beri yetiştirilmektedir.
Antik mitoloji tanrısı Persephone tarafından yenildikten sonra kışın kaynağı olarak adlandırılan meyve, Mısırlılar için de önem taşımaktadır. 3 büyük kutsal kitapta sözü geçen nar, Hindistan’ın geleneksel ayurveda tıbbında da kullanılmaktadır. Narın meyvesi, yaprakları, kabuk ve zarları şifalı olarak addedilerek pek çok alanda kullanılmaktdır.
Güçlü içeriği ile zona gibi sinirsel deri hastalıkları, boğaz ağrıları ve ishale iyi gelmektedir. C vitamini, potasyum, pantotenik asit, polifenoller ve antioksidanlar içerir. Narın sağlığa yararları için yapılan araştırmada düzenli olarak nar yiyen kişilerin romatizma ve kalp krizi risklerinin büyük ölçüde azaldığı görüldü. Çok iyi bir antioksidan olan narın 100 gramı 2860 ünite ile yüksek bir Orac değerine sahiptir.
Nar taneleri insülin direnci ile savaşan lineolenik asit kaynağıdır.
Nar oldukça dayanıklı bir meyvedir. Oda sıcaklığında 2-3 hafta rahatlıkla saklanabilir. Sulu, elde ağır hissedilen çatlakları ve kahverengi noktaları olmayan narlar iyidir.
Bir orta boy nar 9 mg C vitamini, 26.4 gram karbonhidrat, 1,5 gram protein, 0.5 gram yağ, 9 miligram folik asit, 399 miligram potasyum, 5 mg sodyum, 12 mg fosfor ve 5 mg magnezyum içerir. Ortalama 105 kaloridir.
İlgili Yazılar:
“Çarşıdan Aldım Bir, Eve Geldim Bin Fayda” hakkında yorum yapılmamış